Özlenen Rehber Dergisi

114.Sayı

İlm-i Hadis; Hadis, Haber, Eser ve Bize Naklediliş Yolları İtibariyle Haberin Kısımları

Harun APAYDIN Özlenen Rehber Dergisi 114. Sayı
Yüce Rabbimiz’in, Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.)’in vasıtası ile insanlara bildirdiği İslam Dini, şüphesiz iki temel kaynağa dayanmaktadır. Bunlardan birisi Kur’an-ı Kerim, diğeri de Hadis-i Şeriflerdir.
Efendimiz (s.a.v.)’den itibaren İslam âlimleri hadis rivayetini, tedvinini kısacası tüm yönleriyle hadisleri inceleyip çeşitli tehlikelere karşı koruma görevini yüklenmişlerdir. Bu görev gereği İslam âlimleri, hadis-i şerifler için çeşitli tabir ve ıstılahlar kullanmışlardır. Bu ayki makalemizde bu tabirlerden bazılarına kısaca değinmek istiyoruz.
Hadis:
Hadis lügatte, kadîm (eski)’in zıddı cedîd (yeni) manasına gelir. Aynı zamanda haber ve nakletmek manasına da gelir. Istılahta ise Rasûlullah (s.a.v.)’e isnat edilen söz, fiil, takrir ya da sıfatlardır. (es-Suyûtî, Tedrîbu’r-Râvî, s.10)
Haber:

Haber lügatte, bir olay, bir mesele veya herhangi bir şeyle ilgili aktarılan bilgidir. Hadis Rasûlullah (s.a.v.)’den gelen, haber ise hem Rasûlullah hem de diğerlerinden (Sahâbe ve Tabiîn) aktarılan söze denir. Dolayısıyla haber, hadisi de içerisine alan bir terimdir. ’Her hadis haberdir; ama her haber hadis değildir’ kaidesi her şeyi beyan etmektedir. (es-Suyûtî, Tedrîbu’r-Râvî, s.11)
Eser:

Eser lügatte, iz ve bir nesnenin yerinde kalan kalıntısı demektir. Istılahta ise, Sahâbe ya da Tabiîn’e isnat edilen hususlara denir. Bazen kayıtlı olarak Peygamber (s.a.v.)’e isnat edilen de kastedilmiş olabilir. Bu durumda ’Efendimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen eserde…’ diye söylenir. (es-Suyûtî, Tedrîbu’r-Râvî, s.10)
Bize Naklediliş Yolları İtibariyle Haberin Kısımları
Bize naklediliş yolları itibariyle haber iki kısma ayrılır:
A- Mütevatir
B- Âhâd


A- Mütevatir:

Lügatte, arkası kesilmeksizin birbirinin peşi sıra arkasından gelmeye denir. Istılahta ise, yalan üzerinde birleşmeleri aklen mümkün olmayan bir raviler topluluğunun, her kuşakta kendileri gibi raviler topluluğundan alıp aktardığı hadislere ’Mütevatir hadis’ denir.
Şartları:

Mütevatir hadisin bazı şartlara sahip olması gerekir. Bu şartlar:
- Hadisin kalabalık bir topluluk tarafından rivayet edilmesi
- Bu kalabalığın yalan üzerine birleşmelerinin aklen mümkün olmaması
- Haberi aktaran kişilerin o haberi bizatihi kaynağından işitmeleri veya kendi gözleri ile görmeleridir.
Kısımları:
Mütevatir hadis, ’hem lafız hem mana’ ve ’sadece mana’ yönünden olması itibariyle iki kısma ayrılır.
1- Hem lafız, hem mana itibariyle mütevatir:
Ravilerin hem lafzı, hem de manası üzerinde ittifak ettikleri mütevatir rivayettir.
Peygamber (s.a.v.)’in: "Kim benim aleyhime kasten yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın’ (Buhârî, İlm, 38) buyruğu buna örnektir. Bu hadisi Peygamber (s.a.v.)’den altmıştan fazla sahabi rivayet etmiş bulunmaktadır. Cennetle müjdelenen on sahabi de bunlar arasındadır. Bunlardan da pek çok sayıda kimse rivayet etmiştir.
2- Mana itibariyle mütevatir: Ravilerin genel anlamı itibariyle ittifak ettikleri, fakat her hadisin özel manası ile münferit kaldığı rivayetlerdir. Efendimiz (s.a.v.) abdest alması, namaz kılması, şefaate dair hadisler ile mestler üzerine meshetmeye dair hadisler buna örnektir.
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v)’in duası ile ilgili yüz kadar hadis rivayet edilmiş, bu hadisler değişik lafızlarla gelmesine rağmen hepsinde ortak olarak dua sırasında ellerin kaldırıldığı ifade edilmiştir.

Mütevatir hadisin hükmü:

Her iki kısmıyla mütevatir;
1- İlim ifade eder. Bu da kendisinden nakledildiği zata nispetinin sahih olduğunun kati (kesin) olması demektir.
2- Eğer haber anlamını ihtiva ediyorsa, tasdik edilmesi, eğer istek (emir ve yasak) ihtiva ederse uygulanması ve neye delâlet ediyorsa gereğince amel edilmesi gerekir.

B- Âhâd:
Lügatte tek tek kişilerin aktardıkları haberler demektir. Istılahta ise tevatür derecesine ulaşmayan hadisler anlamına gelir. Bu da kendi arasında:
Rivayet yolları itibariyle:
1- Meşhur
2- Aziz
3- Garîb

olmak üzere üç kısma ayrılır.
1- Meşhur:
Lügatte meşhur kelimesi, şöhret bulmuş, yaygınlaşmış anlamlarına gelir. Istılahta ise üç ve daha fazla kişinin rivayet ettiği fakat tevatür sınırına ulaşmayan rivayettir.
Örneğin; Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: ’Sizden biriniz, Cuma namazına geleceği zaman yıkansın.’ (Buhârî, Cum’a, 2)
2- Aziz:
Lügatte değerli ve şerefli anlamına gelir. Istılahta ise sadece iki kişinin naklettiği rivayettir.
Örnek: Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: ’Sizden herhangi bir kimse beni çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz.’ (Buhârî, Îman, 8)
3- Garîb:
Lügatte yabancı, vatanından uzakta, yalnız ve tek başına kalmış kimse demektir. Istılahta ise sadece bir kişinin naklettiği rivayettir.
Örnek: Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: ’Ameller ancak niyetler iledir ve her kişi için sadece niyeti vardır...’(Buhârî, Bed’ül-Vahy, 1)
Bu hadisi Peygamber (s.a.v.)’den sadece Ömer b. el-Hattab rivayet etmiştir. Hz. Ömer’den de sadece Alkâme b. Ebî Vakkas rivayet etmiştir. Alkâme’den ise yalnız Muhammed b. İbrahim et-Teymî rivayet etmiştir. Muhammed’den sadece Yahya b. Said el-Ensarî rivayet etmiştir. Bunların hepsi de Tabiîn’dendir. Daha sonra Yahya’dan bunu pek çok kimse rivayet etmiştir.
Faydalanılan Eserler:

- es-Suyûtî, Tedrîbu’r-Râvî ,Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut 1996.
- Prof. Dr. Talât KOÇYİĞİT, Hadis Tarihi, TDV. Yay., Ankara 2010, s.9-10
- Prof. Dr. Selman BAŞARAN, Prof. Dr. M. Ali SÖNMEZ, Hadis Usûlü ve Tarihi, Emin Yay., İstanbul 2010, s.121-130.
- Dr. Mahmut TAHHAN, Teysîr Mustalahi’l-Hadîs, Dâru’t-Turâsi’l-Arabî, Kahire 1981, s.17-25.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

1 kişi yorum yazdı.