Özlenen Rehber Dergisi

163.Sayı

DİNİMİZDE YALAN SÖYLEMENİN HARAMLIĞI

Bayram Aşutoğlu Özlenen Rehber Dergisi 163. Sayı
Yalan, doğrunun aksine söz söylemek, olmuş bir olayı olmamış, olmamış bir olayı da olmuş gibi göstermektir. Yalan, gerek yeminde, gerekse diğer hususlarda olsun çirkin şeylerden ve kabahatten sayılır. En kötü huylardan biridir. Yalan söylemek birçok kötülüklere yol açar. Bunun içindir ki İslam yalan söylemeyi kesinlikle haram kılmıştır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
’Muhakkak ki doğruluk (insanı,) halis iyiliğe götürür. Ve muhakkak ki halis iyilik de cennete götürür. Ve muhakkak ki kişi, mutlaka (devamlı) doğruluk yapar da nihayet ’sıddîk’ (çok doğru) olur. Muhakkak ki yalan (insanı) fücura (şerre) götürür. Ve muhakkak ki fücur da cehenneme götürür. Ve muhakkak ki kişi mutlaka (devamlı) yalan söyler de nihayet Allah katında kezzâb (çok yalancı) olarak yazılır.’1
Yalancı bir insana itimat edilmez. Yalancılık yüzünden birçok haklar zayi olur. Birçok facialar meydana gelir. Müslüman yalan söylemekten son derece kaçınmalıdır. Müslümanlık yalancılığı münafıklık alametlerinden sayar. Yüce Peygamberimiz (s.a.v.) bu hususta şöyle buyurmuştur:
’Dört şey vardır ki, bunlar kimde bulunursa o (kimse) halis münafıktır. Kimde de bunlardan bir haslet varsa onu bırakıncaya kadar kendisinde münafıklıktan bir haslet var demektir. (Bunlar):
1. Bir şey emanet edildiğinde ihanet eder.
2. Konuştuğu zaman yalan söyler.
3. Söz verdiğinde sözünde durmaz.
4. Husumet ederse haktan sapar (adil olmaz, zulmeder).’2
Doğru sözlü olanlar, hem Allah katında hem de insanlar nazarında şerefli insanlardır. Yalancılık, insanlar nazarında çok çirkin bir şeydir. Çünkü yalancılık, karşısındakini aldatmaktır. Halbuki insanlar, ihtiyaçlarını başkalarının yardımlarıyla temin edebilirler. Yalancı olan insanlar arasında anlaşma olmaz. Fertleri yalancı olan bir aile içinde itimat ve emniyet kalmaz. Kendi inanmadığı bir şeyi başkalarına inandırmaya çalışmak kadar küçük ve düşük karakterlilik olamaz.
Yalancılık öyle bir felakettir ki, dünya ve ahirette insanı perişan eder. En şerefli bir mahluk olarak yaratılan insanı sevimsiz, sözüne güvenilmez bir varlık haline getirir. Dolayısıyla dilimizi muhafaza etmeyi çok iyi bilmeliyiz. Her duyduğumuzun doğruluğunu araştırmadan her yerde konuşmamalıyız. Lisanımıza sahip olmalıyız. Her konuştuğunun hesabını vereceğine inanan bir Müslüman, nasıl olur da lisanına, diline sahip olmaz? Lisanına gelen her şeyi, doğru mu, yanlış mı, tetkik etmeden rasgele söyleyen bir kimsenin ne büyük günah işlediğini Peygamberimiz (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde söyle haber veriyor:
’Her işittiğini söylemesi, kişiye yalan olarak yeter.’3
Yüce Rabbimiz bir ayet-i kerimede şöyle buyurur:
’İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.’4
’Kendiniz hakkında (şu) altı (şey hususund)a bana garanti verin, ben de size cenneti garanti edeyim:
1- Konuştuğunuz zaman doğru olun.
2- Söz verdiğiniz zaman yerine getirin.
3- Emanet edildiğiniz zaman (onu sahibine) verin.
4- Irzınızı koruyun.
5- Gözlerinizi (harama nazardan) kapayın.
6- Elinizi (zulümden) alıkoyun.’5
Safvân b. Süleym’den rivayet edildiğine göre muhakkak ki o şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e: ’Mü’min korkak olur mu?’ dendi. ’Evet!’ buyurdu. Bunun üzerine ona: ’Mü’min cimri olur mu?’ dendi. ’Evet!’ buyurdu. Ardından ona: ’Mü’min yalancı olur mu?’ dendi. ’Hayır!’ buyurdu.6
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.) şöyle derdi: ’Kul yalan konuşmaya devam eder de (her bir yalan sebebiyle) kalbine siyah bir leke vurulur, nihayet kalbi (tamamen) kararır da Allah katında yalancılardan yazılır.’7
İnsan yalan söyleyince başlangıçta sıkıntı duyar. Bu sıkıntının sevki ile tövbe edip yalancılıktan geri dönebilir. Ama yalana, yalan söyleme hususunda niyete devam ettikçe kalp tamamen kararır. Artık yalan söylemek tabii hale gelir. Sıkılma, üzülme diye bir şey kalmaz.
Yalan söylemek, yalan yere yemin etmek, Allah’a şirk koşmak ve ana babaya isyan etmek gibi büyük günahlarını başında yer alır. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
’Büyük günahların en büyü(kler)i; Allah’a şirk koşmak, (suçsuz yere bir kimsenin) can(ın)a kıymak, anne babaya asi olmak ve yalan söz söylemek –(ravi şek ederek) yahut ’yalancı şahitliktir’- buyurdu.’8
Efendimiz yalan söylemeyi büyük günahlar içerisinde saymıştır. Dolayısıyla nereden bakacak olursak olalım
yalan kötü bir huydur. Her yönüyle çirkin ve iğrençtir. Mümin bu iğrenç şeyden imanını korumalıdır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
’Kul yalan söylediği zaman, söylediği yalanın iğrenç kokusundan dolayı, melek ondan bir mil uzaklaşır.’9 Bu da yalanın ne kadar çirkin bir hareket olduğunu göstermektedir. İnsanın yanından melekleri bir mil uzaklığa kaçıracak kadar çirkin ve kötü bir iştir.
Müminin özelliklerinden biri de vaat ettiği şeyi yerine getirmektir. İster şaka ister ciddi yalan söylemek uygun değildir. Vaat ettiğini yerine getirmeyen yalancı sayılır. Çünkü bu kimse dediğinin aksini yapmıştır. Sözü olaya uymadığından dolayı yalancıdır. Bu gibi hallerden kaçınmak lazımdır.
Abdullah b. Âmir (r.a.)’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Birgün Rasûlullah (s.a.v.) evimizde otururken annem beni çağırdı ve: ’Gel, sana (bir şey) vereceğim (onu) al!’ dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) ona: ’Ona ne vermek istedin?’ buyurdu. (Annem): ’Ona bir kuru hurma vereceğim.’ dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) ona: ’Dikkat et! Şayet sen, ona bir şey vermeseydin, senin üzerine bir (kere ya da çeşit) yalan yazılırdı.’ buyurdu.10
Bu hadiste çocuk terbiyesinde yalan söylememenin çok önemli olduğu vurgulanmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) bu yanlışlığı karşılıklı bir diyalog ve mantık çerçevesi içinde sürdürerek öğretmiştir. Hepimiz biliriz ki yanlış yolda yürüyerek doğru yola çıkılmaz. Hayatımızı doğrular üzerine programlayarak, yaptıklarımızla toplum içerisinde şahsiyetli bir yerimizin olacağını unutmamalıyız. Çocuklar daha küçükken doğru söylemeye alıştırılmalı. Yalanın zararları kendilerine anlatılmalıdır. Efendimiz (s.a.v.) çocukları avutmak için bile de olsa yalan söylemeyi yasak etmiştir. Anne veya baba da çocuğu ile iyi iletişim, iyi bir diyalog kuramazsa Allah korusun onları yalan söylemeye itebilir. Anne veya baba çocuğunun yanında yalana asla ve asla yer vermemeli, iyi bir örnek olmalıdır. Telefonda bizi arayan birine görüşmek istemediğimizde ’evde yok de!’ diye söylettiğimiz çocuğumuz, bizi yalancı olarak telakki edecek, hiçbir zaman anne ve babasını örnek almayacaktır.
Yalan söylemenin caiz olduğu yerler de vardır. Doğrulukla mümkün olmazsa; bir mazlumun zulümden kurtarılması, harpte bir gayemizin gerçekleşmesi, dargın iki kişinin arasının düzeltilmesi hususlarında yalan mubah olur. Esmâ binti Yezîd (r.anhâ)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ’Üç yer hariç yalan helal değildir: Erkeğin, (gönlü)nü (hoş edip) razı etmek maksadıyla hanımına konuştuğu (yalan), savaş (esnasın)da (düşmana söylenen) yalan, insanların arasını düzeltmek maksadıyla (taraflara söylenen) yalan.’11
Yalan söylemek aslında haram ise de bu hallerde ve şartlarda caiz olur. Bunun dışında hiçbir zaman yalana müsaade edilmemiştir.
İnsanlar arasındaki ilişkiler sevgi, saygı ve güvene dayanır. Doğruluk ve doğru söylemek toplumu kaynaştırırken, doğru ve dürüstlüğün tersi olan yalan ve yalancılık ise insanlar arasındaki saygı ve güveni, dostluk ve arkadaşlığı ortadan kaldırır, hakların kaybolmasına, adaletin yerini zulmün almasına sebep olur. Haklının yerine haksız, haksızın yerine haklı geçer. Bir çok ocaklar yalan dolayısıyla söner. Servetler mahvolur gider, insanlar arasındaki karşılıklı güven, sevgi ve saygı duyguları yerlerini kuşku, kin ve düşmanlığa bırakır. Bu yüzden kanlar dökülür, cinayetler işlenir. Bunun içindir ki atalarımız yalancının çok geçmeden foyasının ortaya çıkacağını anlatmak için: ’Yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ demişler, yalancıya kimsenin güvenmeyeceğini anlatmak için de: ’Yalancının evi yanmış hiç kimse inanmamış’ diyerek, yalan ve yalancılığın iyi bir şey olmadığını özlü bir şekilde anlatmışlardır.
Ebî Kurâd es-Sülemî’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: (Bir defasında) Rasûlullah (s.a.v.)’in yanındaydık. Abdest suyu istedi. (Getirilince) elini içerisine daldırdı, sonra abdest aldı. Biz onu takip ettik ve (damlayan) o (sular)dan avuç avuç aldık. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): ’Sizi yaptığınız (bu şey)e ne sevk etti (niçin böyle yaptınız)?’ buyurdu. ’Allah ve Rasûlü’nün sevgisi.’ dedik. ’Şayet Allah ve Rasûlü’nün sizi sevmesini arzu ederseniz; size (bir şey) emanet edildiği (onu sahibine) verin, konuştuğunuz zaman doğru olun ve sizinle komşuluk yapanlarla güzel komşuluk edin.’12
Allah Rasûlü şaka da olsa gerçeğe aykırı tek kelime söz etmemiştir.
Ebû Ümâme (r.a.)’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ’Ben, haklı olsa dahi mücadeleyi terk eden kimseye cennetin (aşağı) kenarında bir köşk; şaka yapıyor olsa dahi yalanı terk eden kimseye cennetin ortasında bir köşk; ahlakını güzelleştiren kimseye de cennetin en yüksek (yer)inden bir köşk (verilmesin)e kefilim.’13
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ’Kul, şaka (esnasın)da yalanı terk edinceye ve doğru olsa dahi mücadeleyi bırakıncaya kadar kamil iman üzere iman etmiş olmaz.’14
İmandan sonra en güzel hasretlerden biride doğruluktur. Mümin yalan konuşmaz. Zira mümin güvenilir, doğru kimse demektir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de yalanı ve yalancılığı yasaklamış bunun zararlarına işaret etmiştir.
’Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.’15
’Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.’16
’Bu böyle. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında bütün hayvanlar size helâl kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının. Onlar, yalanlara tanık olmazlar, boş söze rastladıkları zaman, vakarla geçip giderler.’17
’(Rahman’ın kulları ki) onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.’18
’Her günahkâr yalancının vay hâline! Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!’19
Yukarıdaki ayet-i kerimelerde Yüce Rabbimiz yalandan sakınmamızı, yalan yerine doğru olmayı, doğru söz söylemeyi emretmiştir.
Yalan, öyle bir günahtır ki, küçüğü de büyüğü de aleyhimize yazılır. Peygamberimize: ’Yâ Rasûlallâh! Birimiz, canının çektiği bir şey hakkında: ’Canım onu çekmiyor!’ derse, bu yalan sayılır mı?’ diye sorulunca: ’Muhakkak ki yalan, ’yalan’ olarak yazılır. Hatta yalancık da ’yalancık’ olarak yazılır.’ buyurdu.20
Âişe (r.anhâ)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: ’Rasûlullah (s.a.v.) ehlibeytinden birine yalan söylerken muttali olursa, (o kişi) Allah’a tövbe edinceye kadar ondan yüzçevirmeye devam ederdi.’21
Bizi bizden daha çok düşünen Rabbimizin yalan konusunda koyduğu yasağı dikkate alıp, ona göre doğru sözlü, dürüst bir Müslüman olarak yaşamaya bakmak bizlere düşen en önemli görev olmalıdır. İzzet, şeref, mutluluk her konuda olduğu gibi yüce dinimizin koyduğu yasaklara bağlı kalmakla sağlanabilir. Allah Teâlâ bizlere neyi emretmiş ise onda birçok faydalar vardır. Allah Teâlâ bizlere neyi yasaklamış ise onda da birçok zararlar vardır.
Hepimiz iman etmişiz ki; ahiret hayatı gerçek hayat. Ahiret hayatı dünya hayatının hesaba çekileceği hayat. Ahiret hayatı, içinde cenneti ve cehennemi barındıran hayat. Ahiret hayatı Rabbimizin rahmetine nail olabileceğimiz veya Rabbimizin gazabına duçar olunabilecek bir hayat. Kısa dünya hayatı için ahiret hayatını cehenneme çevirmek doğru mu? Geçici dünyanın menfaatini elde etmek için ahiret cennetini bitirmek doğru mu? Elbette değil. Hepimiz aynı şuurdayız. O zaman geliniz! Hep beraber Rabbimizin emrine, Efendimizin sünnetine tabii olalım. Yalan söyleyenlerden değil, doğru sözlülerden olalım.
Müslüman çok kıymetli olan ömür sermayesini Allah’ın rızası doğrultusunda harcamalı, olumsuzlukları terk etmeli. Nefis muhasebesi yaparak kusurlardan dolayı tövbe etmelidir.
Yüce Rabbimiz cümlemizi yalandan muhafaza eylesin. Dünya ve ahiretimizi mutluluğa ulaştırma adına doğru söz söyleyenlerden, doğru davranış sergileyenlerden eylesin. Yüce Rabbim hatalarımızı affetsin. Günahlarımızı setreylesin.





Son notlar
1 Buhârî, Edeb, 69.
2 Buhârî, Îmân, 24.
3 Müslim, Mukaddime, 3.
4 Kâf, 50/18.
5 Ahmed b. Hanbel, Müsned, Müessesetu’r-Risâle, Beyrut 1997, h.no:22757, c. XXXVII, s. 417.
6 Muvattâ, Kelâm, 7.
7 Muvattâ, Kelâm, 7.
8 Buhârî, Diyât, 2.
9 Tirmizî, el-Birru Ve’s-Sıla, 46.
10 Ebû Dâvûd, Edeb, 88.
11 Tirmizî, el-Birru Ve’s-Sıla, 26.
12 Taberânî, Evsat, Dâru’l-Harameyn, Kahire 1995, h.no:6517, c. VI, s. 320.
13 Ebû Dâvûd, Edeb, 8.
14 Ahmed b. Hanbel, Müsned, h.no:8630, c. XIV, s. 278.
15 el-Ahzâb, 33/70-71.
16 es-Saf, 61/2-3.
17 el-Hac, 22/30.
18 el-Furkân, 25/72.
19 el-Câsiye, 45/7-8.
20 Ahmed b. Hanbel, Müsned, h.no:27471, c. XLV, s. 464.
21 Ukaylî, ed-Duafâu’l-Kebîr, Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut, c. I, s. 9.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.