Özlenen Rehber Dergisi

76.Sayı

Gülizâr-ı Ehâdis...

Ömer Faruk EJDER Özlenen Rehber Dergisi 76. Sayı
Şaban Ayının Fazileti ve mümine taat ve ibadet kapılarını açan mübarek günler üzerine;Kamerî Ayların SekizincisiAyın hareketlerine göre hesaplanan Arabî ayların ilki Muharrem, sonuncusu da Zilhiccedir. Şaban, Receb ile Ramazan ayları arasında yer alır. Şaban ayının Araplar arasındaki eski adı Azil idi.Araplar, Şaban ayına “şehrullâh-i muazzam”, “şehru’l-kerâme” ve “şehru’l-kasîr” de derler. Böyle demelerinin sebebi, bu ayda bostanlara çıkıp, beraberlerinde götürdükleri yemek ve diğer şeyler pişinceye kadar gezip eğlenmeyi âdet edinmeleriydi. Medineliler, bu ayın on beşinci gecesine “leyletü’l-helva” (helva gecesi) derler. Araplar, o gece evlerinde, durumlarına göre tatlılar pişirip yerler ve yedirirlerdi. Eskiden bizim toplumumuzda da, hemen her kandil gecesi bir helva gecesiydi. Fakir-zengin akrabaya, komşuya helva dağıtmak âdetti. Ülkemizin bazı yörelerinde bu âdetin günümüzde de devam ettiği görülmektedir.Şaban ayını önemli kılan özelliklerden biri, “şühûr-i selâse” denilen “üç aylar”ın ikincisi olmasıdır. Bilindiği gibi, üç ayların ilki Receb, üçüncüsü de Ramazandır. Şaban ayının önemli bir hususiyeti de, “Beraat Gecesi”nin bu ayın on beşinci gecesine tevafuk etmesidir. Beraat Gecesi, meleklerin inmesi, duaların kabul olunması, duaların geri çevrilmemesi gibi birçok fazilete sahip olduğu için, bulunduğu ayı da değerli kılmıştır (M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1983, III, 302).İbn Mâce, Şaban ayı ve özellikle Beraat Gecesi hakkında rivayet edilen şu iki hadisi kaydeder:“Şaban ayının yarısı (Beraat Gecesi) gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim! Şifa dileyen yok mu? Şifa vereyim!” (Sünen, İkâmetü’s-Salât, 191)“Allah Teâlâ, Şaban’ın on besinci gecesi (Beraat Gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asî olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar” (Sünen, İkâmetü’s-Salât, 191)Peygamber Efendimiz, bu ayda mümkün olduğu kadar oruç tutardı. Hz. Âişe, O’nun bu davranışını şu sözleriyle ifade eder: “Rasûlullah’ın (s.a.s) Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim.” (Tecrid-i Sarîh Tercümesi, IV, 295)Şaban ayı, İslam tarihinde bazı önemli olayların gerçekleşmesi açısından da önemlidir. Bunlar arasında, hicretin ikinci yılına rastlayan ve Şaban ayı ortalarında nâzil olan âyetle kıblenin Mescid-i Aksâ’dan Mescid-i Haram’a çevrilmesi ve diğer bir âyetle de Ramazan orucunun farz kılınması sayılabilir. (Mefail HIZLI)Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazanı karşılayan aylar olup Ramazan ayının müjdecisidir. Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, kişide insanî özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına alınmasında rolü büyüktür. Zira Receb ve Şaban aylarının feyzinden ve bu aylarda bulunan Regaib, Mirac ve Berat Geceleri’nin rahmetinden istifade yolunu tutan bu kişi Ramazan ayında ise her türlü kötülükten kendini uzak tutar ve insanî vasıflarının artmasına gayret eder. Nihayet Kadir Gecesi’nde yapacağı ibadet ve tevbe ile manevî hazza ulaşır.Bu nedenle özellikle, bu aylarda bol bol istiğfar etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kur’ân okumak ve dua etmek en uygun davranışlardır. (Şamil İslâm Ansiklopedisi)Şaban Ayında Tutulan Orucun Fazileti Hakkında Rivayet Edilmiş Hadis(ler).Hz. Üsâme (r.a.) anlatıyor: “Ey Allah’ın Rasûlü, dedim, Şâban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç tuttuğunu göremiyorum (sebebi nedir?)” diye sordum. Şu cevabı verdi: “Bu, Receb’le Ramazan arasında insanların gaflet ettikleri bir aydır. Hâlbuki o, amellerin Rabbü’l-âlemin’e yükseltildiği bir aydır. Ben, oruçlu olduğum hâlde amelimin yükseltilmesini istiyorum.” (Nesâî, Savm 70)Şaban ve Haram Ayları OrucuRasûlullah (s.a.v.) Efendimiz Şaban ayına ayrı bir önem ver¬miş ve Ramazan’dan sonra en çok bu ayı oruçlu geçirmiştir. Aynı za¬manda bu ayın fazileti hakkında hayli bilgiler vermiş ve kendisi de bilfiil söylediklerim uygulamıştır. Ayrıca dört haram ayına da ilgi göstermiş ve ihya edilmelerini tavsiye buyurmuştur. Şüphesiz Şaban ayı, Ramazan’a hazırlanmaya yönelik bir hik¬meti de taşımaktadır. Cenâb-ı Hakk’ın, kendini ibadete veren mü’min kullarına Ramazan’da açacağı çok zengin manevi sofradan yeterince nasip almamız için, ona Şaban ayında hazırlanmaya başlamamız çok daha uygun olur. O bakımdan Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz bu ayın ya çoğunu, bazen da tamamını oruçlu geçirmiştir. Özellikle bu ayın yarısında yer alan Berat Gecesi’nin dinimizde ayrı bir anlamı söz ko¬nusudur.Konuyla İlgili HadislerÜmmü Seleme (r.a.)’dan yapılan rivayete göre şöyle demiştir:“Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz yılın hiçbir ayını tam ola¬rak oruç tutmazdı; ancak Şaban ayını tam olarak tutar ve onu Ramazan’a ulaştırıp (bağlardı).” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/201; Ebû Dâvud, Savm, 57) İbni Mâce’nin rivayetinde ise, hadisin son cümlesi şu lafızla nak¬ledilmiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) Şaban ve Ramazan ayında oruç tu¬tardı.” Hz. Âişe (r.anhâ)’dan yapılan rivayete göre ise şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.av.) Efendimiz Şaban’da tuttuğu oruçtan fazlasını (başka aylarda) tutmazdı; O, Şaban’ın tamamında oruç tutardı.” (Buharî, Savm 52; Müslim, Siyam 176) Diğer bir rivayette ise, şu sözler nakledilmiştir: “Şaban’da tuttuğu oruç kadar hiçbir ayda tutmazdı; Birkaç gün dışında Şaban’ın çoğunu oruçlu geçirirdi; hatta bu ayın tamamım oruçlu geçirirdi.”Başka bir rivayette hadis şu lafızlarla nakledilmiştir: “Rasûlûllah’ın (s.a.v.) hiçbir ayın değil Ramazan ayının orucunu tamamen tuttuğunu ve hiçbir ayda Şaban ayındaki kadar oruç tutmadığını gördüm.” (Buharî, Savm 52; Müslim, Siyam 70)Bâhile Kabilesi’nden bir kişiden yapılan rivayete göre, adı geçen şöyle haber vermiştir, “Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e git¬tim ve şöyle dedim: Yâ Rasûlallah! Ben, bir yıl önce size ge¬len adamım.” Bunun üzerine Efendimiz sordu: “Bedeninin çok zayıfladığını görüyorum (neyin var).” Ben de şu cevabı verdim: “Yâ Rasûlallah! Gündüzleri hiçbir şey yemedim, sa¬dece geceleri yedim.” Rasûlullah (s.a.v.): “Kendine azap etmeni kim sana emretti?” diye sordu. Ben de şu cevabı verdim: “Şüphesiz benim gücüm (buna) yetiyor” Efendimiz şöyle buy¬urdu: “Sabır ayı (Ramazan’da) oruç tut ve ondan sonra da bir gün oruç tut.” Ben de: “Yâ Rasûlallah! Benim gücüm (fazlasına) yetiyor” dedim. Buyurdu ki: “Sabır Ayı’nda ve on¬dan sonra iki gün oruç tut.” Ben yine “Bundan fazlasına gücüm yetiyor” dedim. Bunun üzerine Efendimiz: “O halde Sabır Ayı’nda ve ondan sonra, üç gün oruç tut ve bir de haram aylarında oruç tut” buyurdu.” (İbn Mâce, Siyam 43; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/28)Yine, rahmet kapılarının dört gecede açıldığını da aşağıda zikri geçen hadisten anlıyoruz.O gecelerde yapılan duâ, tövbe reddolmaz. Fıtr (Ramazan) ve Kurban Bayramı’nın birinci geceleri, Şâban (ayının) on beşinci (Berat) gecesi ve Arefe gecesi. (Bkz. et-Tergîb Ve’t-Terhîb)Peki, Beraat Gecesi Ne Anlama Gelmekte?Borçtan, suç ve cezadan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulmaya vesile olan Şaban ayının on beşinci gecesine de Berat Gecesi denir.Hadislerin muhtevasından da anlaşılacağı üzere, Şaban ayı hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Rivayetlerin çokluğu bize Rasûl-i Kibriya Efendimizin bu ay üzerine, müminlerin yapması gerekenleri farklı sözleri ile vurgulamış olması hususudur.Dinimizin ibadet ve taat için teşvik ettiği bu günler için, tabir caizse, kampanyalı alışveriş günleri diye adlandırma yapsak abartma yapmış sayılmayız. Hani günlük gazete, radyo ve muhtelif medya iletişim araçlarında gördüğümüz reklamları görüp şehir merkezlerine indiğimizde, mağazaların vitrin kısmında “büyük indirim” “şok kampanya” “sezon sonu” “fırsat günleri” yazıları görüyoruz ve merak edip oraya yöneliyoruz ya, aynı fırsat günleri bize yüce dinimiz tarafından da verilmekte! Alışveriş için harcanan vakit(ler) yapılan ibadetlere kıyaslandığında, ibadetlere ayrılan vaktin ne kadar kısa ve cılız kaldığını ne yazık ki üzücü bir şekilde idrak ediyoruz. Fırsat günlerini kampanya gibi değerlendirip ve nasıl ki kampanyadan yararlandığımıza bir maddi kazanç veya diğer tabirle aile bütçesine maddi tasarruf sağlanıyorsa, aynı özellik bu mübarek günler için de geçerlidir. Kazanacağımız manevi kazanımlar amel defterimize kıyamette hesap gününde önümüze tabir caizse “Bonus” olarak çıkacaktır. Saygı değer okurlar, bu Bonusları dünyada toplamak istiyorsak eğer ibadet ve taatlara yapışmamız gerekiyor. Tabi, Şaban ayının faziletlerini sıralarken de, ibadet mevsimi deyip ibadeti sadece bu aylara has kılmak fevkalade yanlış olur. Gelip de sadece Üç Aylar’da ibadete yoğunlaşıp da yılın kalan aylarını gaflette geçirmek bedbahtlığın ta kendisi olur. Yazımızın ön kısmında da belirttiğimiz gibi; üç aylar zaman diliminden Receb-i Şerif ve Şâbân-ı Şerif’in, on bir ayın sultanı olan Ramazan ayına bir manevi ön hazırlık olduğunun idrakinde olmalıyız.Hiç şüphesiz bilmüşahede sabittir ki; yapılan ibadet ve taatin faziletine ve idrakine vakıf olmak, o amelden feyiz ve tatminlik duygusu için son derece önem arz etmektedir. Öyleyse, yapılacak amellerin faziletlerine vakıf olmak ve şuuru yakalamanın yollarını keşfetmemiz gerekmektedir.Yazımızı Âriflerden rivayet edilen bir menkıbe ile sonlandırmak istiyorum. Hak Dostlarından birisine otuz yıllık ilim tahsilinden sonra hocası sorar: “Otuz yıl içinde benden ne öğrendin?” Bu soru üzerine talebe cevaben “Sekiz mesele öğrendim” deyince hocası çok şaşırmış. Hocası: “Peki o zaman anlat bana o sekiz meseleyi” demiş. Talebe saymaya başlamış: “Dünya hayatına bakınca insanların birbirlerini çok sevdiğini gördüm; fakat kabre girip de o sevgiliden ayrıldıklarını görünce, ben de iyi amellerimi kendime sevgili kıldım, öyle ki kabre girdiğimde o sevgili amellerim de benimle beraber olur, demiş...”Yazımızın sonunda, Yüce Rabbimden niyazım; O’nun rızasını kazanmaya vesile olacak ve nezdinde baki kalacak amelleri işlemeyi gönüllerimize sevdirmesidir. Âmin.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.