Özlenen Rehber Dergisi

149.Sayı

Şevval Ayı ve Vazifeleri

Eyüp ÖZBERK Özlenen Rehber Dergisi 149. Sayı
Zaman süratle akıp gidiyor, mübarek gün ve geceler birbiri ardınca gelip geçerek bizleri terk ediyor. İsterdik ki bir ömür hep Ramazan olsun, ama bir Ramazan ayının daha sonuna vardık.
Evet, belki geçen Ramazan’daki eksikliklerimizi tümüyle telafi etmek, kaçırdığımız fırsatları yakalamak için bir sonraki Ramazan’ı beklememiz gerekiyor; ama sevinçli bayram günleriyle başlayan Şevval ayı da bizler için bir umut teşkil ediyor. Zira Yüce Rabbimiz (c.c.) bir âyet-i kerimede şöyle buyuruyor:
’O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.’1
Bu âyete göre gecede yapması gereken ibadet ve zikirlerini kaçıranlar için gündüz, gündüz ibadetlerinde noksanlığı olanlar için ise gece bir fırsattır. Bu durum, günler için böyle olduğu gibi aylar için de böyledir. Bu itibarla Ramazan’ı takip eden Şevval ayını noksanlıklarımızı telafi için bir fırsat bilip iyi değerlendirmemiz gerekiyor.

Şevval ne demektir?
Sözlükte ’yukarı kalkmak, yükselmek; kaldırmak’ anlamlarındaki ’şevl’ kökünden türeyen şevvâl kelimesi, kamerî yılın Ramazan’dan sonra ve Zilkade’den önce gelen onuncu ayının adıdır.2

Şevval ayında oruç tutmak:
Şevval ayının ilk günü yani Ramazan bayramının birinci günü oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Diğer günlerinde ise oruç tutmak müstehaptır. Şevval ayında oruç tutmaya ve faziletine dair bazı rivayetleri başlıklar altında zikretmek istiyoruz:
1- Şevval’in tümünü oruçla geçirmek:
Üsâme b. Zeyd (r.anhümâ), haram ayları oruçla geçirirdi. Rasûlullah (s.a.v.) ona: ’Şevval (ayını) oruçla geçir.’ buyurdu. Bunun üzerine (Üsâme), haram ayları bıraktı, sonra ölünceye kadar Şevval’i oruçla geçirmeye devam etti.3
Rasûlullah (s.a.v.) bir rivayette: ’Her kim Ramazan’ı, Şevval’i, (her) Çarşamba ve Perşembe (günlerini) oruç tutarsa cennete girer.’4 buyurmuş, diğer bir rivayette de bu şekilde oruç tutanların ’tüm seneyi oruçla geçirmiş olacağı’nı haber vermiştir.5

2- Şevval’den altı gün oruç tutmak:
Ramazan orucundan sonra Şevval ayından altı gün oruç tutan kimsenin:
- Günahları bağışlanır.6 Bu kimse:
- Savaş meydanından kaçmak gibi büyük bir günah işleyip de sonra tekrar geri dönen kimse gibi sevap kazanır.7
- Bütün yıl oruç tutmuş gibi sevap kazanır:
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ’Her kim Ramazan (ayın)ı oruçla geçirir, sonra ona Şevval (ayın)dan altı (gün oruç tutarak) eklerse, (tüm) seneyi oruçla geçirmiş gibi olur (sevap alır).’8
’(Hadisten çıkarılan) mana (şudur): Şüphesiz her kim her sene Ramazan orucuna ve Şevval’den altı günün orucuna devam ederse, hayatı boyunca oruç tutmuş gibi olur. (Sadece) bir sene Ramazan orucunu ve Şevval’den altı günün orucunu tutan kimseye gelince o, bir sene oruç tutmuş gibi olur.’9
Bir diğer hadislerinde Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ’Her kim (Ramazan orucunun ardından) bayramdan sonra altı gün oruç tutarsa, (bu) senenin tamamı(nın orucu olmuş) olur. Her kim (Allah’a) bir iyilikle gelirse kendisi için onun on misli vardır.’10
Şevval orucu fazilet bakımından Ramazan orucuna bağlıdır. Bu nedenle bu günlerde oruç tutan kimse tüm seneyi farz kılınmış oruçla geçirmiş gibi ecir alır. Nitekim Ümmü Seleme (r.anhâ)’dan rivayet edildiğine göre; muhakkak ki o, ailesine: ’Her kimin üzerinde Ramazan (ayının orucun)dan (kalan) bir şey varsa bayram gününün ertesi günü tutsun. Zira her kim bayram gününün ertesi günü oruç tutarsa sanki Ramazan’da tutmuş gibi olur.’ derdi.11
Ramazan’ın ardından Şevval’den altı gün oruç tutmak nasıl bir seneye tekabül ediyor?
Bir seneye karşılık gelmesi sevap bakımındandır. Nitekim bir âyet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:
’Her kim (Allah’a) bir iyilikle gelirse kendisi için onun on misli vardır. Her kim de bir kötülükle gelirse ancak o (kötülüğ)ün misliyle cezalandırılır ve onlar zulme uğramazlar.’12
Evet; Efendimiz (s.a.v.) şu hadislerinde izah ettiği gibi, ’Bir ay (yani Ramazan’da) oruç tutmak on aya mukabildir. O (Ramazan gü)nlerinden sonra (Şevval’den) altı gün (oruç tutmak) ise iki aya mukabildir. İşte bu, senenin tamamı(nı oruçlu geçirmiş gibi sevap almak)tır.’13
Meşakkatsiz bir şekilde kulun tüm seneyi oruçla geçirme sevabı alması Cenâb-ı Hakk’ın Peygamberimiz (s.a.v.) vesilesiyle biz ümmetine açtığı büyük bir rahmet kapısıdır. Şu halde bu rahmet kapısından mutlaka istifade etmeliyiz.

Şevval orucunun hikmeti:
Ramazan’ın hemen ardından tutulan Şevval orucunun meşru kılınmasındaki bazı hikmetler şunlardır:
- Bu oruç, Ramazan’a eklenerek bir seneyi oruçla geçirme sevabını tamamlamış olur.
- Ramazan orucundan sonra Şevval ayında oruç tutmaya devam etmek Ramazan orucunun kabul edildiğine işarettir. Zira Allah Teâlâ bir kulun amelini kabul ettiği zaman onu, o amelden sonra salih amele muvaffak kılar.
- Şaban ayı gibi Şevval de Ramazan’ın harimidirler. Biri önce diğeri sonra gelir. Orucun farz olduğu Ramazan’a bu yakınlıkları nedeniyle bu aylarda oruç tutmak sair zamanlara nispetle daha faziletli kılınmıştır.
- Bu oruç, farz namazlara bağlı sünnetlere benzer. Sünnet namazlar, farz namazdaki bazı noksanlıkları tamir ettiği gibi, Şevval orucu da Ramazan orucundaki bazı kusurları onarır. Nitekim kıyamet günü farzlardaki noksanlıkların nafilelerle tamamlanacağına dair rivayetler vardır.14
Ömer b. Abdilazîz (rh.a.) de şöyle derdi: ’Her kim (sadaka-i fıtır olarak) tasadduk edeceği bir şey bulamazsa (Şevval ayında) oruç tutsun.’15
- Ramazan orucu geçmiş günahlara keffarettir. Ramazan’da oruç tutan müminler, ecirlerini bayram günü alırlar ki o gün ’Yevmu’l-Cevâiz/Mükafâtlar günü’dür.’16 Bu nedenle bayramdan sonra oruca devam etmek bu nimete bir şükürdür. Zira günahların bağışlanmasından daha büyük bir nimet yoktur.
- Kulun Ramazan ayında kendisiyle Rabbine yakınlık elde ettiği ameller Ramazan’ın sona ermesiyle kesilmiyor. Bilakis o ameller kul hayatta olduğu sürece bakidir.
İbn-i Abbâs (r.anhümâ)’dan rivayet edildiğine göre; bir adam: ’Yâ Rasûlallah! Hangi amel Allah’a daha sevimlidir?’ dedi. (Rasûlullah): ’Yolculuğu bitirince tekrar yola başlayan.’ buyurdu. (Adam): ’Yolculuğu bitirince tekrar yola başlayan ne demektir?’ dedi. (Rasûlullah): ’Kur’ân’ı başından sonuna kadar okur, her bitirdikçe yeniden başlar.’ buyurdu.17
Ramazan orucunu bitirdikten sonra süratle oruca dönen kimse işte bu hadiste belirtilen Kur’an okuyucusuna benzemektedir.
Cenâb-ı Hak: ’Şu halde, (emrolunduğun bir işi bitirip) boşaldın mı, (yine başka bir iş ve ibadet için) kalk yorul. Ve yalnız Rabbine rağbet et (hep O’na yönel).’18 buyuruyor, bir ameli bitirince diğerine geçmek suretiyle amelde, itaat ve kullukta devamlılığı emrediyor.
- Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), Ramazan’da eksik kalan evradını Şevval ayında ikmal ederdi. Nitekim bir sene Ramazan’da itikâfa girmemiş ve bu itikâfı Şevval’de kaza etmiştir.19

Şevval’de altı gün oruç tutmanın hükmü:
Buraya kadar zikrettiğimiz hadis-i şerifler, Şevval’in altı günlük orucunun müstehaplığına delâlet etmektedir.
Şafiîlere göre bayramın ikinci günü başlayarak aralıksız tutulma­sı daha faziletlidir. Nitekim bir rivayette Rasûlullah (s.a.v.): ’Her kim (Ramazan) bayram(ın)dan sonra peş peşe altı gün oruç tutarsa (tüm) sene oruç tutmuş gibi olur.’20 buyurmuştur.
Bununla beraber aralıklı veya Şevval’in diğer bölüm­lerinde tutulursa yine sünnet hâsıl olur.
İmam Ahmed’e göre fazilet yönünden aralıklı veya aralıksız tutulması fark etmez.
Hanefilere göre; ’Şevval’in altı gün orucunun arasını ayır(ıp aralıklı tut)mak mendup görülmüştür. Peş peşe tutmak da tercih edilen (kavl)e göre mekruh değildir. (Hâvî) Mekruh olan aralıksız oruç, bayram günü ve ondan sonra beş daha (eklemek suretiyle) oruç tutmaktır. Şayet bayram günü oruç tutmazsa mekruh olmaz. Bilâkis müstehap ve sünnet olur. (İbn-i Kemâl)’21
İmam Mâlik (rh.a.)’in bu orucu tuttuğu rivayet edilmiş,22 Mâlikî uleması dahi, Şevval’in bu orucunu aralıklı tutmayı mendup saymışlardır.
Dört mezhep bu orucun müstehap olduğu görüşünde ittifak etmiş, en efdal şeklinde ise ihtilaf etmişlerdir.
Bir yıllık oruç seva­bını elde etmek için Ramazan’ı takip eden Şevval ayın­da bu altı günlük oruç bir an önce tutulmalıdır. Zira ertelendikçe araya bir mani girebilir ve kişi bu faziletten mahrum kalabilir. Cenâb-ı Hak ise: ’Artık, hep hayırlara koşun, (birbirinizle) yarışın!’23 buyurarak hayırlı işlerde acele etmeyi emretmiştir.

Ramazan’dan kazası olan
Bazı ulemâ: ’Şevval ayında tutulan altı günlük nafile oruçla bir senelik oruç sevabına nail olabilmek için Ramazan’ı kâmilen eksiksiz tutmak gerekir. Ramazan’da tutmadığı günler varsa kişi önce bu günleri tutmalı, sonra nafile oruca niyet etmelidir. Böyle yapması daha güzeldir.’24 demiştir.

Şevval ayı hac aylarının ilkidir
Şevval ayı, aynı zamanda hac aylarının ilkidir.25 Bu itibarla, Şevval ayıyla birlikte kutlu bir ibadet ve itaat mevsimine daha girilmiş olmakta, oruçla temizlenen nefisler ve bedenlerle Cenâb-ı Hakk’ın kutsal kıldığı beldeleri ziyaret için hazırlık yapılmaktadır.

Şevval ayında meydana gelen olaylar
İslâm tarihinde şevval ayında meydana gelen bazı olaylar şunlardır:
- Benî Kaynukā’ Gazvesi (2/624)
- Uhud Gazvesi (3/625)
- Hendek Gazvesi (5/627)
- Huneyn Gazvesi (8/630)
- Tâif Gazvesi (8/630)
- bir rivayete göre Hz. Peygamber’in oğlu İbrâhim’in vefatı (10/632)26

İki bayram arası evlenmenin hükmü:
Araplar Şevval ayını uğursuz kabul ettiklerinden bu ayda nikâh kıymazlardı. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) ise, Hz. Âişe (r.anhâ) annemiz ile Şevval ayında evlenerek bu inancın yanlış olduğunu göstermiştir. Nitekim Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir: ’Rasûlullah (s.a.v.) benimle Şevvâl (ayın)da nikahlandı ve benimle Şevvâl (ayın)da zifafa girdi. Şu halde Rasûlullah (s.a.v.)’in hanımlarından hangisi O’nun yanında benden daha bahtlı idi?’ (Urve şöyle) der: ’Âişe, (akrabası olan) kadınları Şevvâl (ayın)da zifafa sokmayı se­verdi.’27
Hz. Âişe annemiz bu hareketiyle hem Rasûl-i Ekrem’in bir sünnetine tabi olmayı istemiş, hem de bir cahiliye devri âdetini yıkmayı arzulamıştır.
Bugün de bazı cahiller, ’İki bayram arasında nikâh caiz olmaz’ ya da ’İki bayram arasında evlenmek uğursuzluk getirir’ vb. diyerek bu batıl inanışı devam ettirmekte, terviç etmektedir. Hâlbuki dinen böyle bir şeyin aslı, esası yoktur. Böyle bir inanış tamamen batıldır. Bilâkis bu hadîs-i şerif, Şevval’de –ki Şevval ayı iki bayram arası yani Ramazan ve kurban bayramları arasındadır- ev­lenmenin ve Şevval’de zifafa girmenin müstehap (sünnet) olduğuna delil teşkil etmektedir.
Şu halde bizler de evlik törenlerimizi elden geldiği kadar bu zamana denk getirmeli, bu şekilde hem Peygamberimizin bir sünnetini ihya etmeli, hem de bu batıl anlayışı yıkmaya çalışmalıyız.

Faydalanılan diğer kaynaklar:
- Sünen-i Ebû Dâvûd Tercüme ve Şerhi,, Çeviren: Necati YENİEL/Hüseyin KAYAPINAR, Şamil Yayınları.
- Ahmed DAVUTOĞLU, Sahih-i Müslim Tercüme ve Şerhi, Sönmez Neşriyat
- Haydar HATİBOĞLU, Sünen-i İbn-i Mâce Tercümesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları.

(Endnotes)
1 el-Furkân, 25/62.
2 TDV. İslam Ansiklopedisi, ’Şevval’ Maddesi, c.39, s.34, M.Kâmil YAŞAROĞLU, TDV. Yay., Ankara, 2010.
3 İbn-i Mâce, Sıyâm, 43.
4 Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.27, s.270, h.no:16714, Müessesetu’r-Risâle, Beyrut, 1997.
5 Ebû Dâvûd, Sıyâm, 57.
6 Taberânî, Evsat, c.8, s.275, h.no:8622, Dâru’l-Harameyn, Kahire, 1995.
7 Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, Bâb, c.3, s.349, h.no:3737, Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut, 2000.
8 Müslim, Sıyâm, 39.
9 Hattâb es-Sübkî, el-Menhelu’l-Azbi’l-Mevrûd Şerhu Süneni’l-İmâm Ebî Dâvûd, c.10, s.191, Müessesetu’t-Târîhi’l-Arabî, Beyrut.
10 İbn-i Mâce, Sıyâm, 33.
11 Hindî, Kenzu’l-Ummâl, Savm, Kadâu’s-Savm, c.8, s.597, h.no:24318’de İbn-i Zenceveyh’in et-Terğîb ve’t-Terhîb’inden nakletmiştir, Müessesetu’r-Risâle, Beyrut, 1985. Ayrıca bkz., İbn-i Receb el-Hanbelî, Letâifu’l-Meârif Fîmâ Li-Mevâsimi’l-Âmi Mine’l-Vezâif, s.393, Dâru İbn-i Kesîr, Dimeşk, 1999.
12 el-En’âm, 6/160.
13 Dârimî, Savm, 44.
14 Bkz., Ebû Dâvûd, Salât, 149.
15 İbn-i Receb el-Hanbelî, age., s.394.
16 Bkz., Müslim, Mukaddime, 5; Taberânî, Kebîr, c.1, s.226, h.no:617, Mektebetu’bni Teymiyye, Kahire.
17 Tirmizî, Kırâât 11.
18 el-İnşirâh, 94/7-8.
19 Buhârî, İ’tikâf, 14. Ayrıntılı bilgi için bkz., İbn-i Receb el-Hanbelî, age., s.393-398.
20 Taberânî, Evsat, c.7, s.315, h.no:7607.
21 İbn-i Âbidîn, Raddu’l-Muhtâr Ale’d-Durri’l-Muhtâr Şerhu Tenvîri’l-Ebsâr, c.3, s.421-422, Dâru Âlemi’l-Kutub, Riyad, 2003.
22 Bkz., İbn-i Receb el-Hanbelî, age., s.389.
23 el-Bakara, 2/148.
24 İbn-i Receb el-Hanbelî, age., s.398.
25 Bkz., Buhârî, Hac, 33.
26 TDV. İslam Ansiklopedisi, age. madde, c.39, s.34.
27 Müslim, Nikâh, 11.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.