Özlenen Rehber Dergisi

46.Sayı

Çocuklukta Korkular

Perihan ULUM Özlenen Rehber Dergisi 46. Sayı
Korkular, çoğunlukla bir nesne, kişi, durum ve olaylar sebebiyle gerçekleşir. Her yaşta görülebilir. Korkunun oluşumunun başlangıcı çoğunlukla bebeklik ve çocukluk çağlarıdır.

Çevremizde zaman zaman rastlarız; evde korku filmleri, şiddet içerikli çizgi filmler seyreden çocuklar, gördükleri görüntülerden olumsuz etkilenirler. Birçoğu denetimsiz, çocuk psikolojisine zarar veren ve davranışlarını etkileyebilen yayınlardır.

Yabancı ülkelerin çoğunda denetlenerek gösterildiği halde, bizim çocuklarımızın izlediklerinin çoğu denetimsizdir. Anne ve babaların çocuklarına zaman ayırıp hangilerini izleyip izlemeyeceklerini ayırt edip karar vermeleri gerekir. İçerik olarak çocuklara bir şey kazandırmayan, zamanlarını boşa geçirip gözlerine ve beyinlerine zarar veren yayınlara karşı, anne babaların iyi birer denetleyici olmaları gerekir. Çocukta oluşabilecek korkuların en aza indirgenmesinde en faydalı metot, hiç şüphesiz ebeveynin ilgi ve takibidir.

Aşırı disiplinli ailelerde, baskı yapılan, her şeyle korkutulan, sindirilen, tehdit edilen çocuklar; korkak, evhamlı ve sabit fikirli olurlar. Çocuk, ağzından kazara kötü bir söz kaçırdığı zaman tehdit hazırdır: “Allah, küfreden dilini yakacak!”, “Allah, küfredenleri Cehennem’de yakacak!” veya “Taş olursun!” Bu ve benzeri sözler çocukların maneviyatlarına zarar verir. Herhangi bir nedenle yanlış bir davranış sergilediklerinde elbette kesin bir ifadeyle onun doğru olmadığı kendilerine açık ve güzel bir üslup ile anlatılmalı ve bu yanlış alışkanlıktan kaçındırılmalıdır. Aksi halde nefret ettirici tutumlar, çocuğun Allah’a (c.c) olan sevgi bağlarının kopmasına sebep olur. Hâlbuki koruyan, bağışlayan, affeden, seven, nimetler bahşeden, çocukları çok sevdiği için onlara hiç günah yazdırmayan, mükâfat olarak Cennet’i yaratan, bütün güzelliklerin sahibini en güzel bir şekilde onlara anlatıp tanıttığımızda, elbette ki çok sevecekler ve Rabb’imize şükür olarak seve seve ibadet etmeyi öğreneceklerdir.

Doğru ve yanlışları anlatmanın en doğru yollarını, metotlarını ebeveyn okuyarak, kendilerini geliştirerek öğrenmelidir. Anne babanın anlattıkları, çocuk için çok önemlidir. Çocuğun birisi annesine soruyor: “Anne, ölüm nasıl bir şey?” Annesi cevap olarak: “Uyku gibidir.” dediğinde çocuk ölümden çok korktuğu için günlerce, uykuda ölürüm diye uyanmaya çalışıyor. Uyuyunca kâbuslarla uyanıyor.
Ölüm korkusu doğaldır. Her insanda az ya da çok olur. Ölümden sonraki hayatta Mü’minlere verilen mükâfatlar anlatılmış olsa, çocukta bu derece korku olmayacaktır.

Korku çok çabuk öğrenilir ve çok geç bırakılır. Daha küçücükken yürümeye yeni başladıkları sıralarda çocuklar sık düşerler. Bu durumda belki de canı acımaz; ama çocukların, çevredeki insanların panikleyip bağırmalarından korkarak ağladıkları bir gerçektir.

Aile bireylerinin tedirgin olup etkilendiği olaylardan onlar daha çok etkilenirler. Hadiseler, çocuklara anlatılırken onların küçük dünyaları dikkate alınmalıdır. Psikolojileri korkutucu ve ürkütücü vb. olayları çok fazla taşımayabilir.
Çocukların kapalı mekânlara karşı korkuları olabilir. Bazı aileler, çocuklarını yaramazlık yaptığında banyo, bodrum vb. yerlere kilitleyip cezalandırabiliyor. Böylece çocukların istenmeyen davranışları düzeltilmeye çalışılıyor. Çok ağır ve sürekli cezalar ruhsal yapılarında tamiri zor yaralar açabilir. Kekemelik, güvensizlik, tikler vb. rahatsızlıklar oluşabilir. Ayrıca her çocuk, kendi çapında yaramazlık yapar. “Çocuğun küçüklükteki yaramazlığı büyüklükteki akıllılığına işarettir” diye bir anane kültürümüzün bir tecrübesi olarak bizlere taşınmıştır.

Çocukların çeşitli tehlikelere karşı bilinçlendirilmeye ihtiyaçları vardır. Yollarda arabalara, ateşe, kesici aletlere, yüksekliklerde kendilerini nasıl koruyacaklarına karşı bilgilendirilmelidirler. Bu tür uyarılar yaparken çocuğu aşırı korkutup nasıl davranacağını bilmez hale getirmemelidir. Tane tane, onların anlayacağı kelimelerle izah etmelidir.

Çocuklukta öğrenilen korkular, zamanla kendi gayreti ve çevrenin yardımıyla atlatılır. Şefkatle, sevgiyle, sabırla yılmadan çaba sarf edilirse üstünden gelinebilir. Benlikte yer eden korkuların aşılması zaman alabilir. Gerektiğinde konunun uzmanlarından yardım istenmelidir.

Kesinlikle dikkat edilmesi gereken bir husus da, korkuların üzerine şiddetle gidilmemesidir. Çocuklar korktukları konularda zorlanmamalıdır. “Sen yapabilirsin, bak korkacak bir şey yok.” gibi ifadelerle yüreklendirilmelidir. Yapmak istemediği zaman isteyinceye kadar beklemelidir. “Hadi bir daha deneyelim, bak ben senin yanındayım.” şeklinde destek olmalıdır. Rabb’imizin bizi daima koruduğu, gördüğü, bildiği anlatılmalıdır. Dua ederek ondan yardım istediğimizde bizleri işittiği ve dualarımızı kabul ettiği belirtilmelidir.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.