Özlenen Rehber Dergisi

46.Sayı

Kur'ân-ı Kerim'de Vadedilen Manevî Mükâfatlar

Döndü KARABAL Özlenen Rehber Dergisi 46. Sayı
Dergimizin bir önceki sayısında Cenâb-ı Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’de îman edip sâlih amel işleyen mü’minlere dünyada ve âhirette maddî ve manevî mükâfatlar vadettiğini söylemiş, bunlardan maddî mükâfatları ele alıp maddeler halinde sıralamıştık. İnşallah dergimizin bu sayısında ise yerin ve göğün tek sahibi olan Allah Teâlâ’nın mü’minlere lütfedeceği manevî mükâfatlar nelerdir, onları görmeye çalışalım.

Manevî mükâfatlar, somut bir ifadeden ziyade kişiye manevî kazanç sağlayan mükâfat türleridir. Hatta bir yönü ile maddî mükâfatların kazanç kaynaklarıdır ki, Kur’ân-ı Kerim’de insana vadedilen başlıca manevî mükâfatları şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Allah’ın Sevmesi, Dost ve Yardımcı Olması

Kur’ân-ı Kerim’de sevgi ile îman yan yana değerlendirilir. Allah’a inanan insan Allah’ı sevecek, Allah sevgisiyle iyi olacak, iyilikler yapacaktır. Bunun karşılığında mükâfat olarak Rahmân’ın sevgisini kazanacaktır. “Onlar bollukta da darlıkta da sarf ederler. Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever.” (Âl-i İmrân, 3/134)

Muhakkak insanın en büyük ihtiyaç ve isteklerinden birisi de sevilme ihtiyacıdır. Başkaları tarafından sevildiğini bilmek, değer verildiğini hissetmek ve aynı duyguları başkalarına karşı duymak, hayatın vazgeçilmez unsurlarındandır. Özellikle söz konusu sevgi, çok değer verdiğimiz bir varlıktan, Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’dan size yöneliyorsa, bunun hazzı bambaşkadır.

Kur’ân-ı Kerim, gönüllerdeki sevginin bizzat Allah’ın yarattığı bir nimet olduğunu vurgulamakta ve insanın sevgiye ihtiyacına cevaben, onun için en önemli varlığın, yani yaratıcısı Allah Teâlâ’nın sevgisine kavuşturan rızasını büyük mükâfat olarak zikretmektedir. Hatta rıza nimeti (Allah’ın sevgi ve hoşnutluğu) sadece mükâfat değil, aynı zamanda amaçtır. “Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, içinde ebedî kalmak üzere, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn Cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.” (et-Tevbe, 9/72)

2. Allah’ın Razı Olması

Allah mü’minlerin ruhlarını âhirette kendilerinden razı olmuş bir şekilde mükâfatlandıracaktır. Onun razı olduğu kimseler de, bu mükâfattan dolayı Allah’tan razı olacaktır. Kıyamet gününde Allah (c.c) razı olduğu kullarına şöyle seslenir: “Ey huzura eren nefs! Sen O’ndan razı, O da senden razı (yaptığın işlerle Allah’ı memnun etmiş ve kavuştuğu nimetlerle Allah tarafından memnun edilmiş) olarak Rabbine dön! (İyi) kullarımın arasına gir. Cennetime gir.” (el-Fecr, 89/27)

3. Allah’ın, Kullarının Günahlarını Örtmesi, Bağışlaması

Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’de inanıp iyi iş yapan kimselerin kötülüklerini örteceğini ve onları yaptıkları işlerin en güzeliyle ödüllendireceğini bildiriyor. “İnanıp iyi iş yapanların, mutlaka kötülüklerini örteceğiz ve onları yaptıklarının en güzeliyle mükâfatlandıracağız.” (el-Ankebût, 29/7) Yani bütün işlerini en güzel biçimde yapmışlar gibi onlara mükâfat verilecektir. Başka bir âyette de Allah (c.c): “Ey inananlar! Allah’tan korkun, onun elçisine inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (el-Hadîd, 27/28) buyurmaktadır.

Görüldüğü üzere Allah (c.c) kullarının hatalarını, günahlarını bağışlayarak, bir nevi onları mükâfatlandırmaktır. Allah, kullarını cezalandırmaktan hoşlanmaz, bilakis onları mükâfatlandırmayı sever. Cezası adlinden, mükâfatı lütfündendir. “İnanıp sâlih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örter ve hallerini düzeltir.” (Muhammed sûresi, 47/2)

4. Allah’ın Doğru Yola İletmesi

Allah (c.c), kullarından kendilerine yapılan uyarıları dinleyenleri doğru yola, yani geniş İslâm yoluna ileterek mükâfatlandıracaktır. “...Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (îmanlarını) daha çok sağlamlaştırıcı olurdu. O zaman kendilerine katımızdan elbette büyük bir mükâfat verirdik. Onları elbette doğru yola iletirdik.” (en-Nisâ, 4/66–68)
Dünya ve âhiret kurtuluşunun yolu İslâm dinidir. Allah kendi yolunda çalışanları, rızasına götüren yollara ileterek mükâfatlandıracaktır ve Allah onlarla daima beraber olacaktır. “Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.” (el-Ankebût, 29/69)

Allah (c.c), elçisine inanıp güzel işler yapan kullarını, inançsızlığın ve kötülüklerin karanlıklarından îman ve kurtuluşun aydınlığına çıkararak mükâfatlandıracaktır. “(Allah), îman edip sâlih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık âyetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah’a inanır ve sâlih bir amel işlerse Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah gerçekten ona güzel bir rızık vermiştir.” (et-Talâk, 65/11)

5. Korkudan ve Üzüntüden Emin Olmak

Kur’ân-ı Kerim, insanın korkudan ancak Allah’ın desteği sayesinde emin olabileceğini, bunun için de bazı şartların olduğunu belirtmektir. “Şüphesiz îman edip sâlih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rabbleri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.” (el-Bakara, 2/277)

6. İyi Kimselerle Dost Edindirme

Kur’ân-ı Kerim’de, Allah’a ve elçisine itaat den mü’minlerin, âhirette seçkin kullara dost edinilerek mükâfatlandırılacağı bildirilmektedir. “Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır. Bu lütuf Allah’tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.” (en-Nisâ, 4/69-70)
İyiler bu dört mertebeye ayrılır ve bu zümreler her ümmetin iyileri içinde vardır. Bu kişiler Allah’ın en çok sevdiği kulları olduğu için O’nun mükâfatına mazhar olacaklardır. İşte bunlarla dost yapılan kişiler de onlara sunulan ikram ve mükâfattan pay alarak bir nevi mükâfatlandırılacaktır.

Allah Teâlâ günahlarına tevbe edip uslananları, yola gelenleri, yalnız Allah’a kulluk edenleri gerçek mü’minlerle birlikte büyük ödüllere ulaştıracaktır. “Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. Allah mü’minlere büyük bir mükâfat verecektir.” (en-Nisâ, 4/146)

7. Meleklerin Güzel Davranmaları

Kur’ân-ı Kerim’de bildirildiğine göre, melekler dünya hayatında iyilik edenlerin canlarını tatlı bir şekilde, selâm ve müjdelerle okşayarak alırlar. “Melekler iyi insanlar olarak canlarını aldığı kimselere de: Selâm size, yaptıklarınıza karşılık Cennet’e girin derler.” (en-Nahl, 16/32)

Konu ile ilgili diğer bir âyette de Allah’ı Rabb bilip doğru hareket eden mü’minlere meleklerin dünyada ve âhirette dost oldukları bildirilmektedir. “Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’tır!’ deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan Cennet’le sevinin! Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.” (Fussilet, 41/30-32)

8. Sonraki Nesillere İyi Ün Bırakma ve Sevdirilme

Kur’ân-ı Kerim’de Allah, sâlih kullarını sonraki nesiller tarafından hayır ile anılarak mükâfatlandıracağını bildirmektedir. Aşağıdaki âyet, Hz. Nuh’a verilen bu ödüle işaret eder. “Onu ve ailesini kurtardık. Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık. Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık. Âlemler içinde Nuh’a selâm olsun. İşte biz güzel davrananları, böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o bizim inanan kullarımızdandır.” (es-Sâffât, 37/76-81) Âyetlerde de belirtildiği gibi Allah, Nuh’un ailesini yaşatmış, sonra gelen insanlar arasında onun adı kalmış, sonraki kuşaklar onu ve inananları hayır ile anarak; “Nuh’a selâm olsun!” demişlerdir. Ama inkârcılar mahvolup gitmişler adları unutulmuştur. İşte Allah iyilik edenleri, güzel davrananları böyle mükâfatlandırır. Onların adını yaşatır. Allah’ın yasası böyledir. İlâhî bir yasayı vurgulayan bu âyetler, Sâffât sûresinin her dizinin sonunda tekrarlanır.

Sonrakin nesillerin, onları hayır ve sevgi ile anmalarının hikmeti, Allah’ın, sevdiği kullarını başka kullarına da sevdirmesinden dolayıdır. Başka kullarının gönlünde o sâlih kişilere karşı sevgi uyandırır. Böylece kulların gönülleri o sâlih kimselere meyleder. “İnanıp faydalı işler yapanlar için Rahmân, (gönüllerde) bir sevgi yaratacak (onları herkese sevdirecek)tir.” (Meryem, 19/96)

Rabbim, Kur’ân-ı Kerim’de vadettiği dünya ve âhiretteki sonsuz mükâfatlardan İslâm ümmetini mahrum bırakmasın!

* Bu çalışmada; M. Emin Ay’ın, “Din Eğitiminde Mükâfat ve Ceza”; Nuray Kukula’nın, “Eğitim Açısından Kur’ân-ı Kerim’de Ceza ve Mükâfat”; Hayranî Altıntaş’ın, “İslâm Ahlâkı”; Banu Gürer’in, “İnsan Davranışlarını Yönlendirmede Kur’ân’da Ödüllendirme Motivleri” ve Hüseyin Reker’in “Din ve Ahlâk Eğitiminde Psikolojik ve Metodik Esaslar” adlı eserlerinden yararlanılmıştır.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

  • hakan ismail

    cok guzel bir metın benı daha cok aydınlatıgınız ıcın cok tesekkur ederımm basarılarınızın devamını dılerım

1 kişi yorum yazdı.