Özlenen Rehber Dergisi

129.Sayı

Eğitim;dünya Karma Eğitimden Vazgeçiyor..

Nadir SÖNMEZ Özlenen Rehber Dergisi 129. Sayı
Karma eğitim: Erkek ve kız öğrencilerin aynı okulda ve aynı dersliklerde birlikte öğrenim görmesi şeklinde icra edilen eğitim modelidir. Karma eğitim nerede ne zaman kullanılmaya başladı, menşei neresi, onun üzerinde durarak konuya başlarsak daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyim.
Avrupa’da karma eğitim ilk kez reform hareketinden sonra bazı Protestan gruplarının, erkeklerin yanı sıra kız çocuklarına da incili okumayı öğretmek istemeleriyle ortaya çıktı. Uygulama İskoçya, İngiltere’nin kuzeyi ve Amerika’daki İngiliz kolonilerinde yaygınlaştı. 18. yüzyılın ikinci yarısında kızlar da kent okullarına alınmaya başladı. İlk ve orta öğretimde karma eğitime İskandinav ülkeleri öncülük etti.
Ülkemizde 1927 yılında Ortaöğretim Dairesi’nin eğitimin karma olması yönündeki teklifine zamanın Talim ve Terbiye Dairesi’nin karşı çıkmasına rağmen Maarif Vekili Mustafa Necati tarafından hayata geçirilmiştir. 1999’da Milli Eğitim Kanunu’nun 15. maddesini ’Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır’ şeklinde değiştirilerek, özel eğitim kurumları ve dershaneler de kapsama alınmıştır.
Menşei Batı yani Hristiyan dünyası olan karma eğitim bize sonradan transfer edildiği ortadadır. Ancak karma eğitim araştırmaları, kız-erkek karışık eğitimin sanıldığı gibi faydalı olmadığını ortaya koydu. Aksine fizik, kimya, matematik, elişi, bilgisayar, spor derslerinde kızların erkeklerle yarışamadığını ortaya koydu. Dil, edebiyat, tarih, sosyoloji, biyoloji gibi sözel derslerde de erkekler, kızlarla yarışamıyorlar. Kızların beyinlerinin dil bölümü erkeklerinkinden yüzde 11 oranında daha büyük. (Der Spiegel, 5 Şubat 2007)
Yukarıda bahsettiğimiz ülkelerde, kadın erkek eşitliğinin bir göstergesi olması için ortaya konulan karma eğitim 1990’lı yıllara gelince sorgulanmaya başladı ve bugün Almanya’da, İngiltere’de ve ABD’de araştırmalar başlatılarak Kız ve erkeklerin farklı yetenekleri olduğu anlaşıldı. Karma eğitimin öğrencide başarısızlık ve disiplinsizliği tetiklediği anlaşılınca özellikle Almanya ve ABD bu konuda yaka silkerek dönüş yollarını aramaya başladı.
Amerika’da, 1990’lı yılların ortalarında karma okullardaki hamile kız sayısı hızla artınca; kız ve erkekler için ayrı sınıf açılması teşvik edilmeye başlandı. 1995’te üç okulda ayrı eğitim yapılırken, bugün sayı 253’e çıktı. 200 okul da karma eğitimi bırakmak için başvurarak bekliyor.
Bundan 10 yıl önce karma eğitim sistemini terk etmeye başlayan Almanya’daki tartışmalar, akademik çevrelerin yaptığı araştırmalar etrafında yapıldığı görülüyor. Kadınların farklılıklarını, erkeklere göre avantaj ve dezavantajlarını ortaya koyan araştırmalar, siyasetçileri harekete geçirdi. Hıristiyan Demokratlarla ile Sosyal Demokratların aynı çizgide buluşması, Almanya’daki ayrı okulların sayısı hızla arttı. Almanya’da devlet okullarındaki karma eğitim mecburiyeti 2001 yılında kaldırıldı. Almanya’da isteyen velinin öğrencisine ayrı eğitim verilirken, velinin resmi okullarda da çocuğuna ayrı eğitim aldırabilme anlayışı benimsendi.
Hal böyle iken Almanya, İngiltere ve Almanya’nın başı çektiği ülkeler karma eğitimden vazgeçme yolunu seçmelerinde ki sebepler nelerdir?
Karma eğitim hem erkeklerin hem de kızların başarısız olmasına etki etmiştir:

Rabbimizin her iki cinsiyeti farklı beyin yapılarıyla yaratmış olmasına rağmen bu farklılık kabul edilmemiş her iki gruba da aynı okulda, aynı sınıfta, aynı dersler aynı eğitim sistemiyle öğretilmeye çalışılmıştır. Cambrid Üniversitesi’nde araştırmalar yapan psikolog Prof. Simon Baron Cohen, kız ve erkeklerin yaratılışının farklı olduğunu şu çarpıcı cümlelerle anlatıyor: ’Daha ilk günden farklı. Kadın ve erkek dünyaya farklı beyinlerle geliyor. Erkeklerin beyni, dünyayı sistematik olarak algılıyor. Buna karşılık kadın beyni duyarlılık ve empati yapacak şekilde yaratılmıştır. Kızlar, erkek çocuklara göre konuşmaya daha erken başlar, erkekler konuşamama sıkıntısı çeker. Erkekler mekânsal düşünür. Kadınlar dil konusunda daha yeteneklidir. Bugüne kadar cinsiyetleri dikkate alma konusunda çok ihmalkâr davrandık. Erkekler sistemi düşünür, kadınlar empati yapar, başkasının yerine kendini koymayı tercih eder. Kadınlar böyle davranır, çünkü anne karnında farklı programlanmıştır. Kadın ve erkeğe ait tipik özellikler, çocuk dünyaya gelmeden önce şekillendiriliyor, sosyal araştırmacılar bunu kabullenmek zorunda. Yüzlerce çocuğu doğduktan sonra bir dakika gözlemledik. Kız çocukları insan yüzüne daha uzun süre bakar. Kız çocukları bebeklerle oynuyor, erkek çocuklar arabayla.’ (Der Spiegel, 25.8.2003)
Farklılığı bu cümlelerle ortaya koyan bilim adamı aslında bir itirafı da dile getirmektedir ki oda şudur: Karma eğitimde ısrar, yaratılışları farklı hem erkeği hem de kadını dipsiz bir kuyunun içine atmaktır. Karma eğitimde ısrar başarısız, disiplinsiz nesillerde ısrar etmektir.
Karma Eğitim Ahlaki Çöküntü Meydana Gelmiştir.

Aynı okul ve sınıfı paylaşan erkek ve kız öğrenciler arasında meydana gelen olaylarda Kız öğrencilerin çeşitli şekillerde tacize maruz kaldıkları, kız erkek yakınlaşmasından dolayı öğrenciler arasında bu duruma bağlı kavgaların arttığı gerçeği gün yüzüne çıkmıştır.
Amerika’da ilkokul ikiden lise sona kadar 4.200 öğrenci arasında yapılan bir araştırmaya göre:
Her gün cinsi tacize uğradığını söyleyenler %39
Haftada en az bir tacize uğradığını söyleyenler %29
13-19 yaş arasında doğum yapan bekâr kızlarda doğum yapma oranındaki artış bir önceki yıla göre %16.
Şikâyet hâlinde idarenin şikâyeti takip oranı %55.
Sözlü veya hareketle taciz uğrayanları %89.
Dr. Birgit Palzkill, ’Okullarda Cinsel Tacizin Önlenmesi’ isimli makalesinde, ’cinsel tacizin her şeyden önce okulda meydana geldiğini’ vurguluyor. Okullarda yapılan araştırmalar, cinsel tacizlerin sanıldığından çok olduğunu ve görmezden gelinemeyecek kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. (Schule Lebendik Gestalten, Dr. Birgit Palzkill, Cinsel Tacizin Önlenmesi, s.74.) Bu sözlerde aslında Allah’u Teâlâ’nın kadın ve erkeklerin aynı ortamı paylaşmalarını yasaklayan (Mahrem olanlar ve zorunluluk hariç) yasaklayan emrin hikmetini de ortaya koymaktadır
Eğitim-Bir Sen, Diyarbakır, Van, Bitlis, Siirt, Mardin, Batman başta olmak üzere okuma yazma oranı en düşük illerde yüz yüze görüşerek yaptırdığı ankette bulunan ’Neden kız çocuklarınızı okula göndermiyorsunuz?’ sorusuna velilerin %60’ı şu cevabı veriyor:
’Ahlakî değerlerimizi korumak istiyoruz, okullardaki eğitime güvenmiyoruz.’
Şanlıurfa Valiliğinin yaptırdığı bir araştırmaya göre halk 11 yaşına gelen kız çocuğunu gelinlik çağına gelmiş kabul ediyor ve okula göndermiyor. (Vakit, 28 Haziran 2003)
Eğitim ve Halkla İlişkileri Geliştirme Derneği’nin ’Kız Çocuklarının Okullaşması’ kampanyası çerçevesinde yaptığı ankete katılanların %59’u ’ahlakî değerlerin korunması konusunda endişeli olduklarından dolayı kızlarını okula göndermediklerini ifade ediyorlar. (Vakit, 28 Haziran 2003)
Bu araştırma sonuçları gösteriyor ki herkesin kabulleneceği, çocuğunu gönül rahatlığıyla okula gönderebileceği bir eğitim modeli ortaya konulmalıdır. Kızların okullaşması projesinde yukarıda adı geçen şehirlerimizde kız çocuğunu okula göndermeyen aileler bir kesim tarafından suçlanarak meseleyi çözme yoluna gitmek yanlış bir yaklaşım olduğu aşikârdır. Meseleye diğer açıdan yani karma eğitimin terk edilmesi açısından yaklaşılırsa, kızlarında okullaşma oranı kendiliğinden yükseliş trendine girecektir.
Ayrı Eğitim Gören Öğrenciler Daha Başarılı
İngiltere’de liseyi tamamlama imtihanı olan A level ve GCSE; (Bizdeki Üniversite Sınavı Gibi) sonuçlarına bakarak yapılan bir karşılaştırmaya göre kız ve erkek okullarının başarı oranı, karma eğitim yapan okullara göre daha yüksek. Araştırmaya göre; ilk üçe giren okulların hepsi özel! St. Paul’s Girls School’un birinci, Perse School for Girls’ün ikinci olması, özel kız okullarının fark attığının da delili oldu. Genel olarak kızların başarısı göze çarpıyor: İlk 50’ye giren liseden, 27’si kız okulu olurken, 14’ü erkek okulu. Aynı araştırmaya göre; ilk 50’ye giren okullardan sadece 7 tanesi karma eğitim yapıyor! (Milliyet, 16 Ocak 2010.)
ABD’de 2008 yılında Stetson Üniversitesi’nin yürüttüğü dört yıllık pilot araştırmanın sonuçları son derece çarpıcı: Karma okulda okuyan erkeklerin yüzde 55’i sınavı başarıyla verdi. Buna karşılık sadece erkeklerin okuduğu okulda, aynı sınavdaki başarı oranı yüzde 85’ti. Üstelik demografik yapı, sınıftaki öğrenci sayısı ve müfredat bakımından iki okul tamamen birbirinin aynıydı. (Habervaktim.com 24 Nisan 2012 Salı)
Burada karma eğitim yapılan okullardaki öğrencilerde motivasyon eksikliği ve hedef sapması karşımıza çıkmaktadır.
Ünlü psikiyatrist Prof. Sefa Saygılı, karma eğitim konusunda şunları söylüyor:
’Bana gelen gençlerde karma eğitimin hedef sapmasına yol açtığını gördüm. Karşı cins gençlerin aklını çok meşgul ediyor. Âşık (hevasına yenilen) gelen genç, akşam sabah sevdiğine mesaj atmaya başlıyor. Dersleri ile meşgul olması gerekirken sevgilisi ile meşgul oluyor, derslerden kopuyor. O yaşlardaki arkadaşlıklar çoğunlukla ayrılıkla sonuçlanır. Sevdiğinden ayrılan kız veya erkek, üzülüyor, depresyona giriyor, hayata küsüyor, intihara kalkışanlar bile oluyor.
Bazı gençler, konuştuğu kız veya erkekle bir başkası konuşursa kavga çıkarıyorlar. Kız veya erkek arkadaş kavgalara, bıçaklamalara, disiplinsizliklere yol açıyor.
Âşık olan gençte dikkat dağınıklığı meydana geliyor, kendini derslere veremiyor, zihnini ders yerine başka şeyle meşgul ediyor ve yeteneklerini yeterince geliştiremiyor. Karma eğitim, gençlere büyük zaman kaybı yaşatıyor. Gençler, okula aşk yaşamaya değil, bilgi öğrenmeye ve yeteneklerini geliştirmeye geliyorlar. Ayrı eğitimde öğrenci, derslere yöneliyor ve yetenek gelişimi ayrı eğitimde daha verimli oluyor.’ (Yüzyılın Pedagojik Yanlışı Karma Eğitim - A. Erkan KAVAKLI)
’Yüzyılın Pedagojik Yanlışı Karma Eğitim’. Avrupa bu yanlıştan dönmenin yollarını ararken Müslüman bir ülke olan Türkiye de bu konu gündeme dolaylı yoldan bile geldiğinde hemen bir gurup bu konuda akla hayale gelmeyecek negatif bir tutumun içine girmekteler. Oysaki maksat gençlerimizin geleceğini en güzel şekilde inşa etmekse tutum onlara nasıl daha iyi eğitim ortamı sağlarız olmalıdır. Bu karma eğitimden vazgeçmekse, vazgeçilmelidir. Unutulmamalıdır ki; vazgeçilmeyecek olan sadece Allah ve Rasûlü’nün emirleridir.
İnşallah bir gün gelecek özümüze yakışan, kız ve erkeklerin ayrı eğitim aldığı, inanç gereği olan giyim kuşama karışılmadığı, başarı ve eğitim yönünden dünyanın gıptayla baktığı bir eğitim modelimiz olacaktır.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

1 kişi yorum yazdı.