Özlenen Rehber Dergisi

161.Sayı

Hemmâm B. Münebbih ve 'Es-sahîfetu's-sahîha'

Dr. Celal Emanet Özlenen Rehber Dergisi 161. Sayı
Ebû Ukbe Hemmâm b. Münebbih b. Kâmil es-San’ânî’nin 40/660 yılında Yemen’de doğduğu tahmin edilmektedir. Bazı kaynaklarda babası Münebbih’in, Yemenli Seyf b. Zûyezen’in Habeşliler’e karşı yardım istemesi üzerine İran Kisrâsı I. Hüsrev tarafından gönderilen askerlerle birlikte Yemen’e gidip oraya yerleştiği kaydedilmektedir.1 Bu sebeple Hemmâm, aslen İranlı olup daha sonra Yemen’e yerleşenlerin torunları için kullanılan Ebnâvî nisbesiyle de anılır. Babası Münebbih, Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında Müslüman oldu.
Hemmâm b. Münebbih İslâmî ilimlerle ilgilenen bir aileye mensuptur. Ağabeyi Vehb b. Münebbih (114/732) ile onun oğulları Abdullah ve Abdurrahman, kardeşi Ma’kîl’in oğulları Abdüssamed ve Akîl hadis okumuş ve okutmuşlardır. Kendisi de gençliğinde Medine’ye giderek Ebû Hüreyre’den hadis öğrendi ve bu hadisleri ’es-Sahîfetu’s-Sahîha’ adlı bir mecmuada topladı. Ayrıca Muâviye b. Ebû Süfyân, Abdullah b. Abbâs, Abdullah b. Zübeyr, Abdullah b. Ömer gibi Sahâbîlerden rivayetlerde bulundu.2 Kendisinden de ağabeyi Vehb, kardeşinin oğulları Akîl ile Ma’kîl ve Ma’mer b. Râşid gibi âlimler hadis rivayet ettiler. Hemmâm San’a’da vefat etti. Ölüm tarihiyle alakalı kaynaklarda 101, 102 ve 131 şeklinde farklı tarihler verilmektedir. İ̇bn Sa’d, Hemmâm’ın 101 veya 102 senelerinde vefat ettiğini ifade eder.3 Buhârî, başta olmak üzere sonraki kaynaklar ise ölüm tarihini 132 olarak vermektedirler. Buhârî, Ali b. el-Medîni’den naklettiğine göre ’Hemmâm’ı gören ve ondan hadis yazan birine Hemmâm’ın ne zaman öldüğünü sordum. Bana ’132 senesinde’ dedi.’ şeklinde bir kayıt düşer.4 Cenaze namazını San’a Valisi Ömer b. Abdülhamid kıldırdı.

es-Sahîfetu’s-Sahîha
Hemmâm b. Münebbih (ö.132/750), Sahabe içerisinde en çok hadis rivayet eden Ebû Hureyre’nin seçkin talebelerinden birisidir. Ebû Hureyre ile hangi tarihte görüştüğüne dair net bir tarih yoktur. Ancak Medine’de görüştükleri kesindir. Bir rivayette Hemmâm b. Münebbih, Ebû Hureyre ile tanışmalarını şöyle anlatmaktadır: Medine’ye gittim ve Nebî (s.a.v.)’nin minberinin yanında bir halka gördüm. (Etrafında halka olunan zatın kim olduğunu) sordum, bana Ebû Hureyre olduğunu söylediler. (Ona soru) sordum, bana ’Sen kimlerdensin?’ diye sordu. ’Yemen halkındanım’ dedim.5 Hemmâm b. Münebbih’in Ebû Hureyre’nin yanında ne kadar kaldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır.
Bütün kaynakların güvenilir bir muhaddis olduğu hususunda birleştikleri Hemmâm’ın naklettiği rivayetler Aḥmed b. Ḥanbel’in Müsned’inde, Kütüb-i Sitte’de ve diğer hadis kitaplarında yer almıştır. Bize kadar ulaşan ilk yazılı hadis vesikası olarak takdim edilen Saḥîfe, Hemmâm b. Münebbih’in hocası Ebû Hureyre’den yazmış olduğu 138 hadisi ihtiva etmektedir.6 Ebû Hureyre’den dinlediği hadisleri ’Bu, Ebû Hureyre’den dinlediklerimdendir...’ şeklinde bir girişle nakletmektedir. Rivâyetleri imandan ibadete, ahlaktan muamelâta, tarihten kültüre, kıyâmet alâmetlerinden âhiret ahvâline dair çeşitli konuları içermektedir. Bu sebeple Sahîfe, Buhârî ve Müslim’in Sahih’lerinin âdeta bir özeti ve hadis külliyatının genel karakteristiğini yansıtan küçük bir eser olarak değerlendirilmiştir.7
es-Sahîfe es-Sâdıka, yani bugün daha çok bilinen ismiyle Sahîfe-i Hemmâm, Hemmâm b. Münebbih’in aracılığıyla gelecek nesillere aktarılan ve eksiksiz olarak bize ulaşan, şimdiye kadar tarif edilen hadis koleksiyonlarının en eskisidir. Gerçek tarihi bilinmese de sahifenin, Ebû Hureyre’nin vefatı hicri 58 tarihinden önce talebesi Hemmâm’ın eline geçtiği kesindir. Hemmâm b. Münebbih’den sonra ise sırayla Ma’mer b. Raşid8, Abdurrezzak b. Hemmâm9 tarafından ayrı bir kitap olarak muhafaza edilen eser, Abdurrezzak’ın öğrencileri arasında temayüz eden iki isim Ahmed b. Hanbel ve Ebû’l-Hasen Ahmed b. Yusuf es-Sülemî’ye ulaştı. Ahmed b. Hanbel, sahifeye ’Ebû Hureyre’nin rivayetleri’ adlı bölümle Müsned’inde yer vererek Müsned var olduğu müddetçe onun da devam etmesini sağladı. es-Sülemî ise sahifeyi yine ayrı olarak derslerinde işleyerek nesilden nesile aktarılmasını sağladı. Bugün Sahife-i Hemmâm’ın Berlin ve Şam’da bulunan elyazmaları es-Sülemî kanalından gelmiştir.
es-Sahîfetu’s-Sahîha, ilk defa Muhammed Hamidullah tarafından iki farklı nüshasına dayanılarak neşre hazırlanmış ve ilk baskısı 1953 yılında Şam’da yapılmıştır.10 Daha sonra Rıfat Fevzi Abdulmuttalib de bu eseri Sahîfetu Hemmâm b. Münebbih adıyla yeniden tahkik ederek, tahric ve şerhiyle birlikte 1985 yılında Kahire’de neşretmiştir. İslam dünyasında oldukça ilgi gören Sahîfe, Fransızca, İngilizce ve Urduca gibi muhtelif dillere de çevrilerek neşredilmiştir.11 Aynı sıcak ilgiye ülkemizde de mazhar olan Sahîfe’nin 1966-1967 yıllarında üç farklı çevirisi yayınlanmıştır.12
Yukarıdaki bilgilerden anlaşıldığına göre eser, hem ayrı bir kitap olarak hem de kısmen ya da tamamen daha sonraki muhaddislerin kitapları içerisinde yer alarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu da elyazmaları ve Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inin ilgili kısmının karşılıklı olarak doğrulanması fırsatını vermektedir. Ayrıca Hemmâm’ın sahifesindeki hadisler Ma’mer, Abdurrezzak, Buharî ve Müslim gibi diğer hadisçilerin kitaplarında, bunlar konularına göre tasnif edildiği için dağınık olarak yer almaktadır. Fakat dağınık olmasına rağmen onların rivayetleri de kontrol edildiğinde görülecektir ki kaynakları Hemmâm b. Münebbih’dir. Dikkati çeken en önemli husus ise Hemmâm’ın sahifesi ile bu rivayetler arasında bir nokta farkı bile söz konusu değildir. Zira Muhammed Hamidullah, Sahife-i Hemmâm’ı Buharî ve Müslim’in eserleri ile karşılaştırarak, aralarındaki onca zaman farkı ve ravi zincirine rağmen hadislerden hiçbirisinin tek kelimesinin dahi değişmemiş olmamasına yönelik hayranlığını dile getirmiştir. Çünkü eserler arasındaki bu örtüşme, oryantalistler ve bazı hadis inkarcıları tarafından hilekarlık isnad edilen Buharî ve Müslim gibi önemli şahsiyetlerin eserlerinin doğruluğunu da ispat etmektedir.
Hamidullah, Hemmâm’ın Sahîfe’sinin elyazmalarındaki isnadlarını incelediğinde arada bir kişinin isminin atlandığını tespit etmiştir. Şam’daki elyazmasının isnadı şu şekildedir: Muhammed b. Abdurrahman el-Bendehî – Muhammed b. Ahmed el-İsfahanî – Abdulvehhab b. Muhammed b. Mende – babası Muhammed b. İshak b. Mende – Muhammed b. el-Hüseyin el-Kattân – Ahmed b. Yusuf es-Sülemî – Abdurrezzak b. Hemmâm b. Nâfi’ – Ma’mer b. Râşid – Hemmâm b. Münebbih – Ebû Hureyre – Rasûlullah (s.a.v.). Bütün bu ravi zinciri, 575 senelik bir devir üzerinde uzanmaktadır.
Muhammed Hamidullah burada müstensihin dikkatsizliği sonucu bir ismin unutulduğunu tahmin etmektedir. O da Muhammed b. İshak b. Mende’nin, eseri Muhammed b. el-Hüseyin el-Kattân’dan dinlemiş gibi gösterilmesidir. Fakat İbn Mende h.310/m.922’de doğmuş, isnada göre hocası olarak gözüken el-Kattân ise h.302/m.914’de ölmüştür. Yani birbirleri ile görüşme imkanları kesinlikle yoktur. Buradaki atlanan ravi büyük ihtimalle es-Sem’ânî’nin Kitab-ı Ensâb adlı eserinde Kattân maddesindeki açıklamaya göre el-Kattân’ın oğlu Ebû İshak İbrahim b. Muhammed b. el-Hüseyin el-Kattân’dır. Aynı hata Berlin’deki nüshada da bulunmaktadır. Dolayısıyla elyazması Abdulvehhab b. Mende için yazıldığı sırada bu hatanın işlenmiş olabileceği kanaatindedir. Bununla birlikte Hamidullah bunu, formaliteye ilişkin bir hata olarak gördüğü için metnin aslının bundan etkilenmediğini zikretmektedir. Çünkü hatanın işlenmesinden 200 yıl önce, metni tamamen muhafaza eden Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i ile bu elyazmaları karşılaştırıldığında birbirinin aynı olduğu görülmektedir.
Buna göre, eserin 1953’te neşredilmesine kadar geçen 13 asırlık süre zarfına rağmen sahifenin metnine bir tek değişiklik sızmadığına göre şu sonucu çıkarmak mümkündür: Bu sözler, Hz. Peygamberin ağzından işitildiği zamanla Ebû Hureyre tarafından yazılması arasındaki kısa süre arasında da bir değişikliğe uğramamıştır. Onun da ötesinde hadisler sadece Ebû Hureyre tarafından değil, başka Sahabiler tarafından da rivayet edilmiştir. Yani Ebû Hureyre tarafından metinde herhangi bir değişiklik yapılmış olması ihtimali de kesinlikle olamaz. Aynı şekilde bu hadisler Kütüb-i Sitte yazarları ve diğerleri tarafından da uydurulmuş olamaz. Belki onlar da bunları, ilk zamandan itibaren güven ve sadakatle nesilden nesile aktarıldığına kâni olduklarında ancak kendi kitaplarına dahil etmişlerdir. Kısaca tüm bu veriler bir araştırmacı üzerinde olumlu etkiler bırakarak, hadis kitaplarına olan güveni pekiştirmektedir.13
Hicretin I. asrının ortalarında meydana çıkan bu hadis koleksiyonu, tarihi değeri bakımından kıymetli bir vesika teşkil etmektedir. Günümüzde Rasûlullah (s.a.v.)’in hadislerinin, onun ölümünden iki veya üç yüz sene sonra yazılmaya başlandığını iddia eden kimseler vardır; ve bu tahmine istinaden, İbn Hanbel, Buhârî, Müslim ve Tirmizî gibi şahsiyetleri sahtekârlıkla itham etmekte tereddüt göstermemektedirler. Bunlar, delillerini daha ziyade Hz. Peygamber (s.a.v.) veya Ashab zamanında yazılı hadislerin bulunmadığı tahmini üzerine kurgulamaktadırlar. Fakat dikkatle mukayese ve mukabele edildiği zaman, İbn Hanbel, Buhârî, Müslim gibi daha sonraki müellifler, Hz. Peygamberin hadislerinin umumi manâsı şöyle dursun, bir kelimesini ve hatta bir harfini bile değiştirmemişlerdir. Hemmâm’ın Sahîfe’sinde yer alan her bir hadis, yalnız Ebû Hureyre’nin rivayeti olarak altı sahih kitapta kelimesi kelimesine bulunmakla kalmamış, aynı zamanda Rasûlullah (s.a.v.)’in bu sözlerinden her biri, manâ itibariyle diğer sahabilerden de rivayet edilmiştir; bu sûretle onların, Hz. Peygambere (s.a.v.) isnadlarının ne hayali ve ne de asılsız, olmadıklarma mükemmel bir delil teşkil etmişlerdir.

(Endnotes)
1 İbn Kuteybe, el-Maârif, Beyrut, 1970, s. 459; Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr, Dâru’l-Fikr, Beyrut, ts, VIII, s. 236.
2 Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr, VIII, s. 236.
3 İbn Sa’d, Tabâkât, nşr. K.V. Zettersteen, Leiden 1905-1909, V, s. 544.
4 Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr, VIII, s. 236; İbn Hibbân, Sikât, V, s. 510.
5 Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, s. 258.
6 Zehebî, Siyer, V, s. 311; İbn Hacer, Tehzîbü’t-Tehzib, XI, s. 67; Rıf’at Fevzî Abdulmuttalib, Sahîfetu Hemmâm b. Münebbih an Ebî Hureyre, Mektebetü’l-Hancı, Kahire 1985, s. 5.
7 Bünyamin Erul, Hadislerin Dili, İlk Hadis Belgesi Hemmâm’ın Sahîfesi, -Tertip, Terceme, Yorum-, TDV Yayınları, Ankara 2009, s. 9.
8 Ebû Urve Ma’mer İbn Râşid (153/770) yalnız Hemmâm’ın Sahife’sini muhafaza etmekle kalmamış, aynı zamanda el-Câmi` isimli mühim bir hadis kitabı da telif etmiştir. Eserin isminden anlaşılacağı gibi, bir çok şeyhlerden işitmiş ve yazmış olduğu Hz. Peygambere (s.a.v.) ait bütün hadisleri bu kitapta toplamıştır. Eserin bir nüshası Ankara Üniversitesi Dil-Târih ve Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi (İsmail Sâib Koleksiyonu No. 2164)’nde bulunmaktadır. Nüsha noksan olmakla beraber çok eskidir ve hicri 364/974 tarihlidir; Tuleytula (Toledo-İspanya)’da istinsah edilmiştir. Aynı eserin diğer bir nüshası tam olup İstanbul’da Feyzullah Efendi Kütüphanesi No. 541’de bulunmaktadır. Bu nüsha hicri 606/1209 tarihini taşır.
9 Abdurezzâk b. Hemmâm, San’â’nın temayüz etmiş âlimlerinden biridir (h. 126-211/743-826). Hadise ait iki büyük cilt halinde meşhur bir eser, yazmıştır; bu eserin ismi el-Musannef’tır. Tetkiklerini yalnız Ma’mer b. Râşid’in değil, aynı zamanda devrin pek çok hadis âlimleri yanında ilerletmiştir. Malumatını bir çok çeşitli kaynaklardan toplayarak seleflerinkinden daha mükemmel bir eser meydana getirmiştir. Musannef’ının başlıca yazma nüshaları İstanbul ve San’â’da bulunmaktadır. Medine, Rabat, Tonk, Haydarabad-Sind ve Haydarabad-Dekkan’da eserinden muhtelif parçalar mevcuttur.
10 Şam Nüshası, Hicrî VI. asra ait, muhtelif hocaların da derslerinde kullanmış oldukları icazetli bir nüsha olup, Zâhiriye Kütüphanesi’ndeki bir mecmuada yer almaktadır. Berlin Nüshası ise, İbrahim b. Suleyman tarafından Hicrî 1100 senesinde, İsmail b. İbrahim b. Cemâ’nın 856 tarihli metninden kopya edilmiş olup halen Tubingen’dedir. Bkz. Muhammed Hamidullah, Muhtasar Hadis Tarihi, trc. Kemal Kuşçu, Beyan Yay. İstanbul 2004, ss. 92-95.
11 Kemal Sandıkçı, ’Hemmâm b. Münebbih,’ Diyanet İslam Ansiklopedisi, XVII, s. 189.
12 Kemal Kuşçu’nun çevirisinden başka, Mehmed Ragıb İmamoğlu, İlk Hadis Mecmualarından Hemmam b. Münebbih’in Hadîs Mecmuası (Ankara 1966) ve Talat Koçyiğit, Hemmâm ibn Munebbih’in Sahîfesi (Ankara 1967). Ancak bu çevirilerin, gerek dil ve üslup açısından, gerekse isabetli çeviri açısından yeterli oldukları söylenemez. Üç çeviride de önemli maddi hatalara ve anlaşılmaz çeviri örneklerine rastlanmaktadır.
13 Hamidullah, Muhtasar Hadis Tarihi ve Sahife-i Hemmam İbn Münebbih, ss. 70-92.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.